Evrenin Yapısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evrenin Yapısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Haziran 2026 Pazar

BİR ŞİİR HAZİNESİ

 


Dünyamızda hâlâ, her ülkeden ve taraftan sızıp da ortalığı kirleten kötülük ve çirkinliklere de karşın, yüreğimizi temizleme gücünde insanlar ve olaylar bulunuyor. Bazısı, geçmişin karanlıklarına saklanmış olsa da...
Ne denli saklanmış olsalar, ne denli uzaklarda da olsalar, onları yine ortaya çıkaracak olan ışıklar var. Bu ışık, onların hak ettikleri sevgi.
Örneğin bir Lucretius (MÖ 95-55) yaşamış... Dünyamızı terk edeli beri, iki bin yıldan fazla zaman geçmiş. Doğum tarihi kesin bilinmiyor, yakıştırılıyor. Ama daha 40 yaşlarında iken yaşama kendi isteğiyle veda eden Romalı şair, arkasında hayranlık veren bir eser bırakmış: De rerum natura (Evrenin Yapısı).

Eser, altı kitaptan ve 7400 dizeden oluşan, şaşılası bir şiir hazinesi... Bu görkemli eser şiir ama, evrenin fiziksel nitelikleriyle birlikte, insanları ölüm korkusundan kurtarmayı amaçlıyor. İnsanları her şeyden önce, ahlaklı ve doğru yaşamaya yönlendiriyor. Batıl inançlardan sıyrılarak gönül rahatlığıyla yaşamalarının yolunu gösteriyor. Önyargılardan kurtularak, kaderciliği reddederek, aklına güvenmesi cesaretini veriyor. 
Lucretius, şöyle başlıyor: 

Başlayacağım işe. Sana atomları açıklayacağım ki 
Doğa her şeyi onlarla yaratır, besler, onlara
Ayrıştırır tükenince - onlara hammadde ya da
Genellikle doğurgan gövdeler derim, yerine göre
Nesnelerin tohumları diye de adlandıracağım;
İlksel tozanlar da diyebilirim. Çünkü önce
Onlar vardır, her şey onlardan oluşur aslında.

Evet, atom sözcüğü Eski Yunan döneminde de kullanılıyordu. Ama İsa'dan bile önce, iki bin yıldan da daha önce atomu bir şiirde böylesine anlatabilmek, nasıl olasıdır ki?.. Daha ortada fizik denen bilim, ufuklarda bile gözükmemişken... Buralara varmanın tek yolu, "düşünme gücü"nden geçse gerekir.


Lucretius yine o eserinde, yine çağımız kimya bilimi en ilkel döneminde iken, kimyanın anayasasını, hem de bir şiirde şöyle anlatabiliyor:

Yani hiçbir varlık hiçliğe dönüşemez,
Kendini oluşturan öğelere ayrışır yalnızca.

Ne denli ilginçtir ki çağımız kimya biliminin gerçek kurucusu Lavoisier'dir. Onun da çok bilinen, çok ilginç yargısı: "Hiçbir şey yoktan var olmaz, varken yok olmaz"dır. Lucretius'un Lavoisier'den (1743 - 1794) 18 yüzyıl önce kimya biliminin bu gerçeğini bir şiirinde anlatmış olmasının, hayranlık vermenin de, hayretlere düşürmenin de ötesinde "şaşırtıcı" olduğu, yadsınamaz ki...

(AYDIN BOYSAN - Ne Güzel Günlermiş, Yapı Kredi Yayınları, 2005)






Merhaba!