İclal Aydın - unutursun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İclal Aydın - unutursun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2023 Cumartesi

AŞK BAZEN ...


 

Müge çiçekleri hem zehir hem ilaçtı insanoğlu için... Tıpkı aşk gibi.

(İCLAL AYDIN - Unutursun)


***

  

    İki insan arasına konmuş sisli, heyecan verici, uçuşan, bir müziğin coşkusuna benzeyen o duygu...

  İnsanı sarhoş edebilen müzik gibiydi bazen aşk. Müziği dinler, ahengiyle coşar, parmaklarıyla yoklar notalarını ve sonra bir şeyi fark eder: Bir nota yanlış yere konmuştur. Âşık önce inanmak istemez buna, sonra yanlış basılmış başka bir nota çıkar karşısına, derken kusurlar çoğalır, birken bu, bütün bir hayatın kusuru haline gelir...

    (MENEKŞE TOPRAK / Dejavu - Doğan Kitap)  



***



Hiç kimse bir aşkı

Onarmaya kalkmasın

Kaybedilmeye değer

En güzel anında bitirilmişse eğer.



AHMET TELLİ






Merhaba!

18 Ekim 2020 Pazar

ŞARKILAR UMUTTUR




   "Benim seninle konuştuğum gibi konuşacaksın çocuklarınla. Bugün öğrendiğin acılardan onlara şarkılar yapacaksın. Ve hiç unutma, top tüfek seslerini yalnızca şarkılar bastıracaktır."


İCLAL AYDIN
(Unutursun)



***



   11 Kasım 1952, soğuk bir kış sabahı, Ankara'yı buz tutmuş. Dil ve Tarih'te Felsefe öğrencisi Sıdıka Umut'un evinin önü polis arabalarıyla kuşatılmış, alıp götürüyorlar Sıdıka'yı. Yavuklusu Ruhi Su'dur; o da arananlar listesindedir. Sıdıka önce 1. Şube ve ardından İstanbul Sansaryan Han'a götürülür. Aynı gün polisler Ruhi'nin Kaledibi'ndeki evine giderler ama bulamazlar Ruhi'yi. Sıdıka'nın alındığını öğrenen Ruhi çalıştığı operaya eşyalarını toplamak için uğrar ama kapıdan çıktığında bir meslektaşının ihbarını hızla değerlendiren polisler de oradadır. Uzun bir seyahat, sonra Sansaryan. Ruhi Su iki aya yakın bir süre ağır işkence görecektir. En zoru da "tabutluk"tur. Tabutluk mu? Bir insanın çömelerek sığabileceği kadar küçük bir sandık sanki. Sonraki yıllarda fotoğraflarını gördü de kahretti insanlar, yani insan olanlar. Ruhi Su müzisyen; operada bariton, saz da çalıyor, bitmez tükenmez zaman içinde hep hücrede. Sıdıka kadınlar bölümünde... İncecik bir kız... Aylardır kanaması var, doktora çıkartırlar mecburen. Doktor hücrelere yakın bir odada muayene eder Sıdıka'yı. Şikayetini söyler biraz yüksek sesle Sıdıka. "Kanamam var, kolumu kaldıramıyorum." "Sus" der doktor "sakin ol." Hemen yan taraftaki hücrededir Ruhi Su tanır yavuklusunun, "beyaz unun, ak güvercinin" sesini. 

   Mırıldanmaya başlar usuldan, ağır ağır yükselir o müthiş isyan türküsü...

   Sonra tüm Sansaryan duyar...

   Sonra herkes duyar...

   Sonra cümle âlem duyar:

Mahsus mahal derler, kaldım zindanda
Kalırım kalırım, dostlar yandadır
İki elleri kızıl kandadır kanda
Ölürüm ölürüm kardeş, aklım sendedir

Artar eksilmeyiz, zindanlarında
Kolay değil derdin, ucu derinde
Kumhan Irmağı'nda, Karaburun'da
Bulurum bulurum kardeş, öfkem kındadır

Dirliğim düzenim, dermanım canım
Solum sol tarafım, imanım dinim
Benim beyaz unum, ak güvercinim
Bilirim bilirim kardeş, gelen gündedir

   Gelen günde midir? Öyledir, gelen gündedir... (GÜRAY ÖZ - BirGün Gazetesi)


RUHİ SU



***



Hiçbir şey çözmeye gelmedim.
Şarkı söylemeye geldim buraya,
sen de benimle söyleyesin diye.


PABLO NERUDA
(Canto General)



***



"Yeryüzünde şarkı söyleyen bir tek insan kaldığı sürece umut hepimizin içinde yaşayacak."


GABRIEL CELAYA








Merhaba!